Bu çalışma, geleneksel sivil mimariyi ve doğayı empresyonist bir duyarlılıkla ele alıyor. Sanatçı, ön plandaki ulu ağacı (muhtemelen asırlık bir çınar veya meşe) kompozisyonun ana taşıyıcısı olarak kullanmış. Ağacın gövdesindeki ışık oyunları ve yapraklardaki serbest fırça vuruşları, esere canlı bir nefes katıyor.
Arka planda görülen sarı boyalı geleneksel konak ve zarif minare, bize buranın bir Anadolu kasabası olduğunu fısıldıyor. Sanatçı, diğer eserlerindeki yoğun impasto (kabartmalı boya) yerine burada daha akışkan ve şeffaf bir teknik tercih ederek, sıcak bir iklimin puslu ama parlak ışığını başarıyla yansıtmış. Pastel tonların hakimiyeti ve perspektif kullanımı, izleyiciyi tablonun içine, o sakin sokaklara doğru çekiyor.






Yorumlar
Henüz yorum yok.